AdNaNe 的个人资料AdNaNe照片日志列表更多 工具 帮助

日志


3月24日

Bu SeVDaYa YaKışMaDı

sessizce ...

hala saklı bir yerde o görmediklerin

hiç bilmediklerin, içimdeki acılar...

hala kaldı bir yerde o hissetmediklerin,

hiç sezmediklerin,

içimdeki aşk...

geçmişi hatırlatır...

hatırlatır bu yağmurlar...

bu yağmurlarda kaybetmiştim seni.

ve karanlığı hatırlatır...

hatırlatır bu rüzgarlar...

   bu rüzgarlar alıp gitmişti benden seni.

ve şimdi sokaklar...

sokaklar yalnızlığa çıkar...

yıldızlar gökyüzüne...

gece olunca bir şeyler çöker yeryüzüne

soğuk ıssız sessizce

neden hep pencerede bekleyince daha çabuk gelir sanır o bekleyenler...

neden o kaldırımlarda yüzlerini göremediğim insanlardan biri sanırım seni

sen bilmezsin...

bilmezsin nasıl olur insan

nasıl olur aysız gece yalnızken...

üşüdüğünü sanırsın aniden,

ağladığını duyarsın birinin içinde hıçkırarak sessizce...

ellerin... ellerin...

ellerin cennetimdi benim...

gözbebeklerinde kendimi görmek istedim...

istedim bir sabah...

güneş doğarken güneşe gülümsemek,

güneş batarken başımı omzuna dayayıp, kapamak gözlerimi dünyaya...

kapkaranlık bir gecede saçların ellerimde,

ay ışığının ışığı yansırken kirpiklerinden yüzüme...

sabaha kadar yanında uyumak isterdim bir gece...

sessizce...

3月10日

iŞTE bENiM şİİRimMmMmMmMm

                           HANGİ AYRILIK
 
Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?
Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?

Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam?
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?
Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam! ...
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be! . olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi?
Buruşturup bir kenara atılır mı?
VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?
Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?
Dağ gibi adamı eze eze! .....
Hangi anası tipli parlak çömeze,
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve! .. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?
Bu Nasıl Ayrılık? ...
 
3月4日

Yüreğime Çokdan Cemre Düşürdüm...

Dilime Bu Türkü Gönlüme Bu Sevda Düştü Düşheli Yollardayım, Yüreğime Çoktan Cemre Düşürdüm Seni Sevmek İçin Baharı Beklemiyeceğim, Bir Dağ Başı Yanlızlığı Yaşıyorum Yeniden. Dağ Başı Yanlızlıgı Ölümden Beter. Hiç Kimse Aramasa Sormasa Beni, Sen Gelsen Yeter, Huzur Ellerin Güzelligidir. Gözlerin Karşımda Bir Mutluluk Denizi, Her Sabah Soframızda Ekmeğimizi Sen Bölsen Yeter Yüreğim Seninle Yaylalar Kadar Serin Ne Bir Çizgi Hasret Ne Bir Nokta Gam Yayla Dumanı Gibi Gözlerime Sen Dolsan Yeter Bende Çaresizlik Sonsuz Kördügüm Bende Sabır Sende Naz Gündüzden Vazgeçtim Düşümde Biraz Bir Yüzgörümlügü Sen Olsan Yeter Duymasa Hiç Kimse Şair Gönlümün Sende Karar Kıldıgını, Ve İçimin Şerha Şerha Yarıldıgını Sen Bilsen Yeter Birgün Duysan Bittigimi Tükendigimi Çıkıp Gelsen Uzaklardan Korkulu Ürkek Bir İncecik Dal Gibi Üstüme Titreyerek Eğilsen Yeter...

.

 
SaNa YaZıYoRuM YiNe.....
 
Sana seni yazmak istiyorum yine
Hiç bir şekilde süslemeden üzerini
İçimden geldiği gibi , katıksız
Sana LaViNia diyorum da yine  kimseler duymuyor
Ve yine kimseler bilmiyor sana seni yazdığımı
Ve yine kimse bilmiyor sessizce sana çoğaldığımı
Seslenişimi duymuyor kimse
Yüreğimin tenha odalarında özenle katlıyorum senli umutlarımı
Yüreğim coşkun akan bir nehrin taş tutmaz yatağı sanki
Ey yar! Sen bilmesen de ben geliyorum...
Suskunluğun ötesinde bekleyişimin kelimelerle inatlaşmasıdır sana seslenişim
Biliyorum ey yar!
Beni bilmiyorsun...
Seni biliyorum..
Yağmur gibisin şimdi, sessizce içine yağıyorsun
Damlaların önce seni ıslatıyor,bil ki ardından beni
Yüreğine düşmeden ahın
Önce gelip beni buluyor
Bana düşüyor önce
Sonra benden yol alıp seni buluyor sessiz, sedasız.
Sen duymuyorsun ...
Ve ben belki de en çok bunu seviyorum...
Sen Bilme Ey YaR SeN BiLMe...